kimyaokulu.com ANASAYFA DERS ANLATIMI MİNERALOJİANSİKLOPEDİK LÜGAT SİZDEN GELENLER REHBERLİK BİLİMİN ÖNCÜLERİ MERAK EDİYORSANIZ DENEME & SORULAR DENEYLER ÖDEVLER www.kimyaokulu.com E-KİTAPLAR SUNU İMALAT MEVZUAT PERİYODİK TABLO FIKRALAR HİKAYELER HAZIR CEVAPLAR Ziyaretci Defteri ZEKA SORULARI GÜZEL SÖZLER HAKKIMIZDA BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR HERTELDEN ARAMA MOTORU İLETİŞİM KİMYASAL KARİKATÜRLER MOLEKÜL MODELLERİ TEMİZ BİR DÜNYA İÇİN ZARARLI ALIŞKANLIKLAR YAZI EKLE Tavsiye Edilen Siteler FOTOĞRAF ALBÜMÜ

 
 
ÜYE GİRİŞİ
ŞİFREMİ UNUTTUM
Kullanıcı adı: 
Şifre:
  
     
ÜYE OL
ÜYELİK YARDIM
 
 
 
 
 
SON EKLENENLER 
  ...
  'Sen büyüksün, o daha küçük' demeyin sakın
  C vitamini zengini maydanoz ve semizotu tüketin
  Tatilimizi nasıl daha verimli hale getiririz?
  Planlı tekrarlar yaparak eksiklerinizi telafi edin
  Trans yağlar, kalp krizi riski oluşturuyor
  Yalanın küçüğü, büyüğü pembesi, beyazı olmaz
  Ailenin karneye bakışı nasıl olmalı?
  Bu belirtiler varsa çocuğunuz depresyonda olabilir
  Eşlerin birbirine ağır sözleri gençleri aileden uzaklaştırıyor
  Aspirin ve romatizma ilaçları, koliti şiddetlendiriyor
  Mükemmeliyetçi bir annenin çocukları sorunlar yaşar
  İlk sınav sonuçlarını nasıl okumalı?
  Çocukların Hayal Ve Kâbus Görmelerini Sağlamanın Yolları
  Çocukları Tabiatın Güzelliklerine Karşı Hissiz Yapmanın Yolları
SON EKLENEN DENEMELER
KTT - Temel Kimya Kanunları
KTT-Kimyasal Reaksiyonlar
SON EKLENEN DERSLER
  Konu İle İlgili Çözümlü Sorular-5 
  Konu İle İlgili Çözümlü Sorular-4 
SON EKLENEN HAFTANIN SORUSU
Çözelti
13.06.2009 Çözünürlük Dengesi
ANSİKLOPEDİK LÜGAT SON TERİMLER
  Fügasite 
  Frekans 
  Formalite 
  Foton 
  Filiz (Cevher) 
SON EKLENEN ZEKA SORULARI
Bilmeceler
Otuz Beş Ve On
Padişah İle Şair
SON EKLENEN FOTOĞRAFLAR
Amonyak Fıskiyesi-01
SON EKLENEN LİNKLER
DersimizTarih
Edebiyat Öğretmeni
BT Destekli Fen Laboratuarı Portalı
Yenilikçi Öğretmenler Projesi
WebElements
ZİYARETÇİ DEFTERİ SON YAZILAR
Kimyaokulu için yazılan son yorumlar

 
 
 
 
EN ÇOK OKUNANLAR
 
 
 
İSTATİSTİKLER
Aktif : 8
Bugün :   91484
Toplam : 11995654
Toplam Üye: 138067
IP :   54.204.252.37
Başlangıç: 25 Mart 2008
 
Online Üyeler :  

 
 
 
 
 
  Skip Navigation LinksANASAYFA > REHBERLİK > ÇOCUĞU KÖTÜ EĞİTMENİN YOLLARI

   
Çocukları Tabiatın Güzelliklerine Karşı Hissiz Yapmanın Yolları

Onlar, Allah'ın sanat hârikaları ile dolu olan tabiatla ilgilenince bu meraklarıyla alay edin. Otla, böcekle boş insanların uğraştığını söyleyin. Böylece onların te fekkür hislerini köreltin. Tâ ki, duygusuz, kaba birer insan olsunlar... 
 
 
Hikâye
Küçük Halil, elişleri ile uğraşan bir babanın tek çocuğu idi. Dar bir sokakta, ancak başlarını sokabildikleri bir kulübecikte yaşıyorlardı. Babasının kıra gezmeye çıkarken onu da götüreceğini duyduğu an dünyalar onun olurdu. Gördüğü rengârenk çiçekler, kelebekler, ötüşen kuşlar o kadar ilgisini çekiyordu ki... Her şeye dokunmak, incelemek istiyordu.
Babası, onun bu ilgisi karşısında rahatsız oluyor; yanında uslu uslu yürümesini istiyordu. Karşı ağaçlıktan tatlı bir kuş sesi geliyordu. Halil, biraz cesaret bulabilseydi; "Lütfen babacığım, hiç ses çıkarma!" diyecekti. Babasının yanından uzaklaştığını fark edince arkasından bağırdı.
"Babacığım, şu güzel sesli kuşu görmek istiyorum, beni biraz bekler misin!"
Babası, hiç cevap vermeden yere eğildi. Kocaman bir taş aldı; hızla ağaçlığa doğru fırlattı. Kuş sesi artık duyulmuyordu.
"Bıktım senin şu aptalca meraklarından. Otla, böcekle, kuşla ilgileneceğine yanımda adam gibi yürü. Alt tarafı, çiçek böcek işte; hepsi birbirine benzer. Ne var bunda merak edecek!..'
Halil üzüntüden başını yere eğdi. Tam o sırada kocaman bir tırtıl gördü. Başını iki yana sallıyor; sanki ona selam veriyordu. O anda babasının kendisine kızdığını unutuverdi. Eğilip tırtılı eline aldı. Yumuşacık, kadife gibi bir derisi vardı.' 'Allah'ım ne kadar da çok ayağı var!" diye bağırdı.
Babası onu elinde tırtılla görünce, kanı beynine sıçradı:
"At o pis şeyi elinden ahmak çocuk! Eline yumurtalarsa görürsün!'' Küçük Halil, korku ile elindeki tırtılı yere Mattı. Yüzü, suç işlemiş gibi kızardı. Babası nasihata başlamıştı:
''Bana bak! bu saçmalıklara devam edersen seni bir daha yanıma almam. Adam gibi benimle yürür; otla, böcekle uğraşmazsan köye vardığımız zaman sana sütlü bir kahve ısmarlayacağım. İstersen kızarmış sosisle bir bardak bira da ısmarlarım.
Zavallı çocuk, yiyeceği şeylerin hayali ile tabiatı unuttu. Köye vardıkları zaman, babasının teklif ettiği bir bardak birayı da, erkek olduğunu göstermek için, büyüklerden gördüğü gibi, bir dikişte içti. Meyhanedekilerin hepsi bu başarısından dolayı onu alkışladı... Babası da oğlu ile övündü. Elini sırtına vurarak:''Aferin benim erkek oğluma!" dedi.
Halil, şimdi koca bir delikanlı oldu. Ama duygusuz, kaba, tefekkürden yoksun, sarhoş bir delikanlı.
Ara sıra çıktığı kır gezintilerinde etrafı hiç incelemek; ona selâm veren kuşa, başını eğen çiçeğe, etrafında uçuşan kelebeğe hiç mi hiç aldırış etmezdi. Üstelik, tabiatla ilgilenen arkadaşlarıyla da alay ederdi. Aklı fikri, akşam içeceği biralardaydı.
Bir defasında, berrak bir gecede ay ona öyle yakınlık gösterdi ki, parlak ışıkları ile yüzünü aydınlattı. O, bu yakın ilgiye nasıl karşılık verdi, biliyor musunuz:
''Hey çocuklar, şuna bakın, kalaylı bir baklava tepsisine benziyor. Ama içinde baklavası olmayınca ne işe yarar ki!" Arkadaşları, bu kaba şakaya hiç gülmediler. O da niçin gülmediklerini bir türlü anlayamadı...

Çocuklarınızın duygularını köreltecek, düşünme kabiliyetini dumura uğratacak bir yol daha göstereyim: Onlara çok kü çük yaşta, zorla Okuma yazma öğretin. Seviyesinin üzerinde bilgi vermeye çalışın. Ders çalışmadığı zaman üzerinden dayağı eksik etmeyin.

Hikâye
Profesör Niyazi, eski lâtin edebiyatına düşkün bir insandı. Klâsik lâtin edebiyatı üstadlarından Suetonius'un hayranıydı. Bir oğlu olursa, onu bir Suetonius olması için eğitecekti.
Karısının bir oğlan çocuğu doğurduğunu haber veren adama, cebinde ne kadar parası varsa bahşiş olarak verdi. Koşarak evine gitti. Karısını tebrik etti. Çocuğunu seyrettikçe gurur duydu. Burnunu Romab hatip Çiçero'ya, anlamlı derin bakışlarını edebiyat üstadı Suetonius'a benzetiyordu. "Yeni doğmuş bir bebek nasıl anlamlı bakabilir?" demeyin. Bay profesörün duygularına saygı gösterin.
Erken yürümesi, erken konuşması onun zeki bir çocuk olduğunu gösteriyordu. Zaten profesör, çocuğun zeki olacağını bildiği için ona Bilgiç adını vermişti; Zeki ve dahi bir çocuğa da bu ad yakışırdı. Profesör,' 'Böyle zeki bir çocuğu ehliyetsiz öğretmenlerin, cahil mürebbiyelerin eline teslim edemem." diyordu. Onu bizzat kendi prensipleri ile eğitecekti.
Bilgiç, 4 yaşına basmıştı. Babası, eğitimine başlama zamanının geldiğine karar verdi. Gerçi daha ana dilini tam öğrenememişti ama, ne kadar erken başlarsa o kadar iyi olacağına inanıyordu. Lâtince dersleri başladı. İlk haftada, günde beş kelime ile işe başladı. Çocuk ezberledikçe dozajı artırıyordu. Öyle bir gün geldi ki, zavallı Bilgiç, öğrendiği lâtince kelimeleri birbirine karıştırmaya başladı. Profesör azimli adamdı. Kelimeleri birbirine karıştırmaması için onları anlamları ile daha iyi öğrenmesi için kelimeleri edebi cümleler içinde vermeye başladı. İşi daha da zorlaştırdığının farkında değildi.
Bir gün bu sayın profesör ile karşılaştık. Bana,''harika bir çocuk görmek ister misin üstad?" dedi. "Kim bu şanslı çocuk?" diye sorduğumda, öyle bir şişti ki nerede ise ceketi patlayacaktı:
''Övünmek gibi olmasın ama benim çocuğum dedi...
"Peki, yarın kır gezisine çıkarken bu hârika çocuğu da yanınıza alın ki, onunla tanışma şerefine erebileyim" dedim. Adam o kadar memnun olmuştu ki, ona bir servet bağışlasaydım böyle memnun edemezdim...
Yanımdan ayrılabilmek için izin istedi. Gösterdiği mazeret o kadar önemliydi ki: ' 'Her şey aksayabilir, ama oğlumun dersi asla. Ders saati yaklaşıyor; mutlaka zamanında evde olmam lâzım.''
Bu adam belki iyi bir insandı, hatta konusunu iyi bilen bir profesördü, ama kötü bir eğitimciydi... Çocuk psikolojisinden hiç haberi yoktu.
Nihayet hârika çocuğu tanıma şerefine erdim. Öyle çok lâtince edebi cümleler ve hikmetli sözler ezberlemişti ki, hiçbirinin anlamını bilmiyordu.''Acaba, ana dilini ne kadar öğrenmiş, düşünce kabiliyeti ne kadar gelişmiş'' diye onunla sohbete başladım. Ekin tarlasını göstererek; "Başaklar ne güzel olgunlaşmış" dedim. Çocuk, yüzüme baktı:
"Başak nedir, olgunlaşmak ne demek?" diye sordu... Babasına döndüm; soru dolu gözlerle baktım. Adamın canı sıkılmıştı:
"Sen bırak şimdi başağı maşağı üstad!.. Lâtinceden sor, Lâtinceden." dedi...




Kaynak:


Tarih: 22 Kasım 2010 Pazartesi
Okunma sayısı : 6369
[Anasayfa] [Geri] [Sayfa başı]  [Yazdır]

BU KONU İLE İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR
 
Konu AdıTarihHit
    Çocukların Hayal Ve Kâbus Görmelerini Sağlamanın Yolları
29.11.2010 9872
    Çocukları Tabiatın Güzelliklerine Karşı Hissiz Yapmanın Yolları
22.11.2010 6370
    Çocukları Kıskanç Birer İnsan Yapmanın Yolları
15.11.2010 3706
    Çocukları, Başkalarına Kin Duymaya Alıştırmanın Yolları-2
08.11.2010 2401
    Çocukları, Başkalarına Kin Duymaya Alıştırmanın Yolları
29.10.2010 1970
    Çocuklara Zalim Ve Acımasız Olmayı Öğretmenin Yolları
20.10.2010 3281
    Çocukları İnsanlardan Soğutmanın Yolları-3
18.10.2010 1707
    Çocukları İnsanlardan Soğutmanın Yolları-2
07.01.2010 2875
    Çocukları İnsanlardan Soğutmanın Yolları-1
26.10.2009 200
    Çocukları kardeşlerine karşı kinli ve kıskanç yapmanın yolları-3
04.04.2009 82
    Çocukları kardeşlerine karşı kinli ve kıskanç yapmanın yolları-2
28.03.2009 118
    Çocukları kardeşlerine karşı kinli ve kıskanç yapmanın yolları-1
21.03.2009 159
    Çocukların sözünüzü dinlememelerini temin etmenin yolları-3
16.01.2009 22
    Çocukların sözünüzü dinlememelerini temin etmenin yolları-2
09.01.2009 33
    Çocukların sözünüzü dinlememelerini temin etmenin yolları-1
02.01.2009 45
    Çocukları kendinize karşı itimatsız yapmanın yolları
26.12.2008 25
    Çocuğunuzun size karşı kin beslemesini temin etmenin yolu
19.12.2008 40
    Çocukların size hakaret etmelerini sağlamanın yolları
12.12.2008 53
    Çocukların size hakaret etmelerini sağlamanın yolları
05.12.2008 54
    Çocuğunuzun şahsiyetli ve karakterli olması için
24.10.2008 94

SAYFALAR :
A  
B  
C  
D  
E  
F  
G  
H  
I  
İ  
J  
K  
L  
M  
N  
O  
Ö  
P  
R  
Q  
S  
Ş  
T  
U  
Ü  
V  
Y  
Z  
W  
X  
    


Her hakkı saklıdır. © www.kimyaokulu.com